Kamelyalı Kadın Romanına Farklı Bir Okuma

Kamelyalı Kadın gerçekten etkileyici bir roman ve herkes neredeyse aynı şekilde açıklamakta. Ancak sanılanın aksine anlatılanı bireysel bir hikaye olarak düşünmek bence pek gerçekçi değil. Anlatılmak istenen aslında çok daha farklı bir şey. Anlatılmak istenen hayatlarımıza kendimizin değil toplumun karar verdiğidir.

Kitabın daha başında Kadın karakterimizin arzu ettiği lüks yaşamı sağlayabilmek için yosmalık mesleğini icra ettiği yönünde imalar yapılıyor. Ancak görüldüğü üzere kahramanımız hiç zannedildiği gibi lüks yaşamını vazgeçilmez olarak addetmiyor aksine zaman zaman tiksindiğinden dahi bahsediyor. Burada Kahramanımıza toplumun kuralları gereği köyden gelmiş ve güzel bir kız olduğu için yosmalık mesleğini üstlendiğini görmekteyiz. Kendi düşüncesi ne kadar farklı olursa olsun tek tipleştirici değer yargılarının kurbanı oluyor. Yazarın ikiliği anlatmak için kendisiyle aynı ve hatta biraz daha iyi özellikli Olympie karakterini sunması da dikkatlerden kaçmıyor.

Armand’a gelecek olursak genç ve belli bir geliri sahip olduğu için belli bir hayat tarzına çekilmektedir. Diploması ve Mesleği olduğu yapmaması bize Armand’ın aylak bir adam olduğunu değil böyle bir şeyin onun seviyesindeki insanların yapmaması sebebiyle görmüyor. Yeni bir hayat kurma fikir ve eylemlerinin vuku bulduğu anlarda dahi Armand’ın aklına mesleği gelmiyor. Paris’te Okutulması yine istemek veya daha iyi bir hayat yada sınıf atlamaya amacıyla değil, belli bir hazır geliri olan insanlar okur algısı üzerinden şekilleniyor.

Kitabın aslı konusuna gelecek olursak aşk hikayesi başlangıcı anlamı ile toplumca reddedilmeyen bir durum olarak karşımıza çıkmaktaydı. Güzelliğinden etkilenilen bir insan ile vakit geçirme isteği ve ardından gelen tutulma görülmedik veya beklenmedik şeyler değildi. Ancak ne zaman ki Armand kendi statüsünün üstünde geçersiz bir işlem yürütmeye kalktı, işte o zaman toplumun işletim sistemi tarafından kapatılmaya çalıştı. Yapmak istediği şey basitçe Kadın baş Kahramanımızın kaderini tayin etmek istemesiydi. Armand Kernel Mode işlemi yürütmek istiyordu ama kendisi sadece bir Normal Process’ti. Aksine dük gibi kont gibi insanlar istedikleri gibi Armand’ın yürüttüğü işlemleri yürütme teklifinde bulunuyorlardı. Yanlış anlaşılmasın Kont veya Dük sebebiyle yaşanmadı ayrılık faslı. Yalnızca kader gücü olmayan bir insana kader gücü olmadığı hatırlatıldı ve Armand vazgeçmeyince aynısı kadın karakterimize söylendi ve önünde sonunda olanlar oldu.

Elbette toplum bir doğa yasası değil. Eğer birtakım şeyler farklı şekillerde yapılsaydılar farklı sonuçlar oluşabilirdi ancak toplumun ve toplumu şekillendiren normların günlük ve genel hayatımızda biz farkında olsak da olmasak da etkili ve hatta karar verici olduğu da gerçektir. Toplum kaderimizi elbetteki çizme gücüne sahip değil ancak hiçbir şey olduğu da doğru değil. Coğrafya kaderdir derken kastedilen acaba fiziki coğrafya mıydı yoksa şekillendiğin ve/veya yaşadığın toplumun kuralları mıydı?

Son olarak elbette ki Kurgu okurken bu şekilde akıl yürütme oldukça kolay çünkü basitçe belli kalıp yargılar ve belli tipler üzerinden bir anlatı kuruluyor ancak farklı olma teması içerdiği için bence akıl yürütmesi yapılması mantıklı bir yapıttı.

Originally published at http://anilkaynr.wordpress.com on October 25, 2019.

Computer Engineer,Sociologist, CSE Master Student

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store